objet petit a » 2008» August

ilhan berk vefat etti.

burada

*Plume ?edilgen bir kip? oluşturur.

*beş 

Gözlüklerimi çıkarttığımda pek bir şey göremez değilim. Biraz, hafifçe, yani bulanık olur gördüklerim. Nasıl olur bilirsiniz, pek çok kez simülasyonu yapılmıştır bunun. Televizyonlarda hiç görmediğimizi iddia edemeyiz. Samimiyetsiz bir davranış olur bu bir de. Gözlüğü çıkartıp, çıplak gözle dışarıyı seyretmenin, o bulanık görüntüyle kaçınılmaz bir birliktelik yaşamanın, iç içe olmanın, karşı konulmaz eksikliğin karşı konulmaz yüzleşmesinin, bu durumun, çok samimi bir davranış olduğunu düşünüyorum, düşünürüm. Evdeyken ve bilhassa da balkonda otururken gözlüğümü çıkarır etrafı öyle seyrederim bir süre. Öylesine yaparım bunu. Samimi olduğunu düşünürüm bu tavrımın. Bir de mesela otobüsteyken çıkartırım gözlüğümü. Etrafa bakarım öyle. Bakarken bulanık olur gördüklerim. Ama azıcık, çok değil. Gülümserim kendi kendime. Hoşuma gider bu durum. Böylesi görmek. Güzeldir. Beni bu mutlulukla görenler kaçık mı sanır, deli mi sanır bilemiyorum hem. Ya da başka bir şey. Arada bir çıkartırım gözlüklerimi ve göremez halimle bakarım etrafa işte. Dedim ya samimi olduğunu düşünürüm bu tavrımın. İnsanlığın bu samimiyete ihtiyacı olduğunu düşünürüm ve. Çok feci.

Mesela bir de şöyle bir tarafı da vardır; her ne kadar o an dünyaya en samimi gözlerle bakıyorsam da, bu durum beni gerçeklikten çıkartıp hayal dünyasına götürür. Deli gibi düşünürüm, düşlerim, hayal kurarım bir de. Bilemezsiniz. Bir film çekmeyi düşünürüm, mesela, o vakit. Gözlüğünü yitirmiş birinin gözünden, kısa bir monolog film. Maya?nınkilere de benzeyebilir. Heyecanlanırım. Ne kadar da heyecanlı olur değil mi. Çok heyecanlı. Böyle bir film çekmeyi isterim, arada bir. Gözlüğümü çıkarttığımda aklıma gelir bu. Başka zaman başka şeyler. Gözlüğümü çıkarttığımda öyle şeyler düşünürüm. Ama her zaman değil.Balkondayken, evde, gökdelenlere dikerim gözlerimi. Bazen, onlara bakmaya gözlerim yetmez. O zaman çeviririm bakışımı. Bilemem bazen nereye baktığımı, o karanlıkta. Zifiri karanlık. Gece vakti. Ne olsun. Gözlüklerim yok ya, karanlık da ne ki.Gözlüksüz olduğumda, gözlerimi biraz kısarak bakıyorum, değil mi. Bilgisayara biraz daha yaklaşıyorum. Yazılar küçülüyor sanki. Ve tabi belirginsizleşiyor. Numara çekiyor bana gözlüklerim, sonra düzeliyor.

Bu duruma sinirleniyorum, sihirleniyorum. Çıkarıyorum gözlüğümü ardından. Ama olmuyor. Yalanla yaşamaya ne kadar alışmışız oysa. Geri takıyorum. Vicdanım kaldırmıyor bu durumu. Ölücem.Okulda, su içinde maddenin bize oyun oynayarak kırıldığı öğretiliyor. Sonra emin olamıyorum. Kendimi bilim-kurgu filminde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Gözlüksüz gördüklerim ve gözlüklü gördüklerim. Başımı döndürüyor bunlar. Uzay gemisinde gidiyormuşum gibi sanki. Gözlüklü halimleyken üst sınıf, yani kusursuz insan oluyormuşum gibi geliyor. O vakit acıyarak bakıyorum kendimin gözlüksüz haline. Bu mudur diyorum senin gerçekçilik anlayışın, bu mudur. Ama olmuyor. Ben yine de arada bir gözlüğümü çıkartıyorum.Evde müzik cd?si barındırmanın gereksizliği, yer kaplıyor oluşu. Orijinal bir albüm ya da orijinal bir kapaksa, o başka.Eskimiş numaralara merak saldım. Bloğumun temasını değiştirmeyi dert edindim kendime.

Nerede hoşuma giden bir blog görsem, kıskanıyorum. Sonra bir de, mevcut temamı türkçeleştirmek için çok çaba sarf ediyorum. Hiç bilmediğim mevzulara karşı bilmişlik taslıyorum. Beş yaşındaki bir çocuk gibiyim, o neymiş bu nasılmış deyip duruyorum. Huyum değildir. Sevmem. Ama işte arada bir geliyor. Değiştiriyorum, sonra özüme dönmem konusunda içimde bir ses duyar oluyorum. Bırakıyorum o işleri orada, kaydetmeden kapatıyorum dosyalarımı. Sonra kapatıyorum bilgisayarımı da, gidip televizyon izliyorum. 

blogroll

SALINCAK

daha önce hiç
duymadığım
beyaz gömlek

adını sayıklıyor
karada bir deniz

kahverengi elleriyle

boşlukta dans eden
huzurlumusuz salıncak

Davut Yücel

Based on FluidityTheme Redesigned by Kaushal Sheth Sponsored by Web Hosting Bluebook
Page Content