objet petit a » 2006» October

ARJANTİN EDEBİYATI

Kareler

Sıra sıra evler, sıra sıra evler,
sıra sıra evler.
Kareler, kareler, kareler.
Sıra sıra evler.
İnsanların da ruhu karedir,
fikirleri sıralı
ve bir acı vardır sırtlarında.
Ben de gözyaşlarımı döktüm
Tanrım, kare kare.

Küçük Adam

Küçük adam, küçük adam,
bırak uçmak isteyen kanaryayı?
O kanarya benim, minik adam,
bırak da uçayım.

Senin kafesindeyim, minik adam,
beni kafese koyan küçük adam.
?Minik? dedim, beni anlamadın
ve anlamayacaksın.

Ben de anlamam seni: bekleme,
kurtulmak istiyorum, kafesimi aç;
Seni sevdim, küçük adam, yarım saatçik;
O da geçip gitti.

Alfonsina Storni

Türkçesi: Muzaffer Uyguner

terapi odası…

Terapi Odası, Ayşegül Tözeren

“S” ler terapi odasında..

ÇAĞDAŞ İSPANYOL EDEBİYATI

Savaş

Gök alçaldı birdenbire,
alev alev
bir kılıç gibi düştü
yere. Ah evet,
çığlıkları anımsıyorum!

Duvarla kan arasında
duvarlarına baktım
yurdumun,
kör gibi baktım
bütün kapılardan,
herhangi bir göğüs,
bir söz aradım
ağıtımı saklayacak.

Yalnız ölüme rastladım,
yıkıntıya ve ölüme
boş göğün altında.

José Augustin Gaytisolo

Türkçesi: Sait Maden

ÇAĞDAŞ TUNUS EDEBİYATI

Ölümün Gölgesinde

Yürüyoruz oluşun gizemi de yürüyor bizimle
Çevremizde, hangi amaca, nereye
Güneşe şarkılar söylüyoruz serçelerle
İlkbaharın neyini üfleyişidir bu
Oluşun ölüm romanı sesli okuduğumuz
Ama nasıl bitecek bunun sonu
Diyorum rüzgar diyor
Varlığın içindekini sor, başlangıcın nasıl olduğunu

Sis örtüyor beni acıya çalan hüzünle
Nereye gidiyorsun
Yaşamla birlikteyim, yaşamla özdeşleştim
Delilik bu biliyorum, dün koşan kimdi
Bir ağaç gibi yıkıldım yere şimdi
Kalbim nerde küreğim, benim küreğim
Getir kazayım kendi gömütümü
Gecenin en sessiz yerinde gömeyim kendimi

Getir yoğun karanlık içindeyim
Acının pusu bağışlanmış bana
Tandır aşkın kadehleri içinde en dolusu
Parçalandı avuçlarımda o da
Gururlu gençlik geçmişe çevirdi yüzünü
Göz yaşıdır dudaklarımdaki
Getir ey kalp biz şu iki garip
Acı bir sanat belleyelim yaşam denen şeyi

Öyle uzun sürdü oyunlarımız
Gençlik şarkıları söyledik yıllarca
Kanadık öyle yaşam bahçelerinde
Ödünsüz düşman kesildik geceye
Toprak yedik bıkıncaya dek
Kan içtik çatlayıncaya
Genişlettik düşleri, aşkı, acıları
Üzüntüyü, umutsuzluğu dilediğimiz gibi

Ne oldu sonra, işte ben buyum, bulunduğum dünyada
Uzağım oyunlarından, servetimden
Yokluğun karanlığına gömdüm günlerimi
Onlara ağlayacak gücüm bile yok hani
Sessizce döküyor yaşam çiçeklerini
Huzursuz, hazin/ayaklarıma
Soldu büyüsü yaşamın ey ağlamaklı kalbim
Hadi ölümü deneyelim hadi

EbulKasım El-Şâbi

Türkçesi: Turan Koç

boşluk

.

Next Page »

Based on FluidityTheme Redesigned by Kaushal Sheth Sponsored by Web Hosting Bluebook
Page Content