Ümraniye’de, yeni yıl kutlamasına erken saatlerde alkol alarak
başlayan alkollü vatandaş, bulduğu polis telsizi ile muhabereye
katılınca ortalık karıştı. Telsizden “Merkez beni seviyor musunuz?”
diye anons eden alkollü şahıs gözaltına alındı.
Alkollü şahıs- “Merkez yardım istiyorum.
Merkez- Kodunu söyle
Alkollu şahıs- Ben kodsuz adam
Merkez - Adres ver nereye yardım istiyorsun?
Alkollü şahıs - (adresi veriyor)
Merkez - Sana iki ekip gönderdim, geliyorlar
(Kısa bir beklemenin ardından) Alkollü Şahıs - Merkez beni seviyor
musunuz?
Merkez - Seni seviyoruz, biraz bekle ekip geliyor.
Alkollü şahıs - Nasıl hizmet veriyorsunuz?”
altı
? Öylece konuşur durumda kalmak istiyorum. Durun bir dakika, yanlış bir ifade olur. Öylece ve konuşur olmak aynı cümle içerisinde olmamalı. Anlam bozukluğu oluşturur, anlam bozukluğuna neden olur. İkisi de özünde aynı şey değil mi, bunu kaçırmamalıyız, öyle değil mi?
Evet ne olduğunu bilmeden konuşmak en büyük felsefemiz diyorum. Ben bunu yaptım. Böyle yaptım. İhtiyaç duydum denebilir mi buna? Bu cevabın önemi yok. Yani bunun, burada.
Burayı geçebiliriz.
? Akşamları televizyonlarını izlerken, insanlar, konuşmanın ve konuşulmanın ve konuşamamanın dayanılmaz sarhoşluğuna varırlar. Evet varırlar. Ererler hatta. Bunu anlayabiliriz. Başka bir şeye benzemez bu. Konuşmak hiç böyle eğlenceli olmamıştı bizler için. Hiç bir kelimenin anlamının bilinmediği, uzay boşluğuna karşı yapılan bir konuşma. Evet. Tamıtamına uzay boşluğuna yapılan bir konuşma. Öyle bir konuşma. Uzaylılar bulunacaksa bunu bizler yapacağız, insanlar. Bunu bizler yapabiliriz. Bulmak bizim için. Kim ne diyebilir ki hem. Zaten başka kim yapabilir ki bunu hem?
Bizler televizyonun başında durmadan konuşma egzersizleri yapıp bunun tadına varabiliriz, ayırdedip. Hastanın, doktora efendilik etmesi gibi. Bir reklam kuşağına denk gelip, onun bize neler söylemek istediğini anlayabiliriz, kendimizi o reklamın içerisinde hissedebiliriz, biz bir reklam olabiliriz, yeni bir paket bile önerebiliriz.
Nobkig, eşi benzeri bulunmaz! Nobkig, iç ferahlatıcı! Nobgik, gönül ferahlığı! Nobkig, ailenizin tek dostu! Nobkig, cebinizin tek dostu! Nobkig, işte bunu yapın! Nobkig, kaçınmayın!
Nobkig, sesini duyurmanın ferahlatıcı etkisi! Nobkig, güzel görünmenin gıcırtısı! Nobkig, avrupa birliğinin anahtarı! Nobkig, dünya sular altında tasalanmayın siz!
Evet. İşte bunu yapın.
Nobkig, yer almanın dayanılmaz hafifliği!
Hecelerine ayırdığında pek anlamlı gelmeyen bir kelime ile karşılaşabiliriz. Bunun anlamlı gelmesi ise, komikliğe sürükleyebilir bizi. Televizyonun karşısında. Komik olmanın bir gerekliliği yok kimi zaman.
? Konuşmanın dayanılmaz hafifliği içerisinde yer alır, yer almanın dayanılmaz hafifliği ve var olmanın dayanılmaz hafifliği de buradan gelir. Esasen. Bunu biliyorum. Buna adını koyuyorum. Teknik bir mevzu değil adını koymak. Ad koymak. Yer almak. Konuşur gibi bir şey de değil. Yani öylesine dökülen. Reklamlar teknik mevzu değil. Doğru türkçe teknik mevzu değil. İç ferahlatıcı bir yanı var. Olduğunu söylemek gerekir. Aynı cümleyi tekrarla inlemek.
Konuşmanın, kültür içerisindeki varlığından bahsedilebilen bir toplulukta yaşıyorum. Konuşmanın yer aldığı eylem, kişiyi, en üst seviyeye çıkartabilir. Ruhunun, en üst seviyede bulunmasına neden olabilir. Yapar bunu. Biz işi biliyoruz, herşeyi söylüyoruz. Çocuk gibi.
nerede benim tüfengim!
dergi 37
murat 131
kral 5. luis (böyle biri var mı bilmiyorum).